Leyla ile Mecnun

Leyla ile Mecnun

Burak Aksak

EdebiyatRoman

E-Kitap

bitirildi

Ne o öyle yediği her boku adamlık kisvesi altında temizlemeye çalışanlar gibi tutturdun bi' adam da adam diye. İnsan ol önce, insan.
Abi başlamak, bitirmenin yarısıdır. Gaza gelmek, batırmanın yarısıdır. Niye öğrenemediniz bunu hâlâ?
Ne tuhaf, mutlu insanların böylesi bir güzelliği görememesi. Yalnız mutsuz olanlar bilirler gün doğmadan hemen önce denizin aldığı rengi.
İşlerin ters gitme ihtimali varsa, mutlaka ters gider. Kaan buna "Murphy Kanunları" diyor. Annemse "Besmelesiz çıkıyon evden ondan oluyo, sağ ayağınla çık şu evden" diyor. Babam da "Genze kadar çekçeğin suyu, geniz önemli" şeklinde yaklaşıyor meseleye. Erdal Abi 'işlerin ters gitme ihtimali mi varmış? Olmaz! Gidemez! İşler ters giderse n'aparım ben? Batarım yauğ. Kimden duydun? İşimi baltalayacak adamın ben ta..." şeklinde uzatıyor. Yavuz Abi "İşler ters giderse yapacağın tek şey var: Topuk topuk topuk" diye akıl veriyor. İsmail Abi de "İş mi? Ne İşi? Yol-yemek-sigorta varsa çalışırım hacı" diye baştan aşağı yanlış anlıyor meseleyi. Bense kısaca "İşte hayatım" diyorum.
İlişki: Bir başkasının senin var olan düzenini altüst etmesine kendi isteğin ve izninle razı geldiğin durum.
İki insanın konuşmaya ihtiyaç duymadan yan yana oturması aşkların en güzeli. Konuşmak isteyip de konuşamıyorsan, o sessizlik boğar insanı. Ama Leyla ve ben bu sessizlikte can bulduk. İkimiz de bu sessizlikten memnunduk.
Kalabalıklar bazı güzellikleri görmenize engel olurlar.
Hayat zor. Küçük şeyleri kafasına takan insanlar için hayat çok daha zor.
İnan senin için her şeyi yaparım. Ama arada kalan adam olamam. Sadece o zengin züppesiyle diyil kimseyle yarışamam ben. Kaybetmekten korktuğumdan diyil. Yarışmaktan anlamam. Hem sevgi dediğin nasıl yarıştırılır ki? İlla bağıra çağıra haykırmak mı gerekir sevdiğini? Gösterişli hediyelerle ya da şaşalı cümlelerle süslemek mi gerek sevgiyi? Ne gözlerine bakıp söyleyebilirim ne de pazarlayabilirim ben sevgimi.
Son sözü söyleyenin tartışmayı kazandığı, daha çok bağıranın haklı görüldüğü, daha çok rağbet edilenin başarılı sayıldığı bir dünyada yaşıyorum. Elbette son lafı sokmuş olmanın keyfini çıkaracaktım.
"Beni anlamanızı beklemiyorum, yanımda olmanızı da istiyor değilim. Sadece uyanın. Ey sıcak yataklarında derin uykulara dalmış olan mutlu insanlar, hepiniz uyanın. En azından bu kadarını yapın benim için."
Umudun bittiği yerde çaresizlik başlıyor. Dört duvar arasına sığmayan, nefes almanı bile zorlaştıran bir çaresizlik.
Tüm mucizeler zamanla sıradanlaşır, bir sen aynı kalırsın Leyla.
Onu anlayabilmek için tanımanız, tanımak için de sabretmeniz lazım. Belki de İsmail Abi bu yüzden yalnızdır. Belki de bu yüzden girdiği hiçbir işte tutunamıyordur. Belki de bu yüzden her gün bu sahile inip denize doğru el sallıyordur. Çünkü kimse birbirini tanımak için sabretmiyor artık. Kimsenin kimseye ayıracak vakti yok.
Yarım kalan her şey tamamlanmaya muhtaçtır.